Yaşam ve Ölüm Arasında

trh

Bu dünyaya neden geldik? Ne için yaşıyoruz? Ya da Tolstoy’un da belirttiği gibi ne ile yaşarız? Hepimizin bu sorulara verecek farklı cevapları vardır. Bazen hayallerimiz ve umutlarımız için yaşarız. Bazen yanımızda olan insanlar için yaşarız. Bazen ise  sadece mücadeleyi sürdürmek için yaşarız. Her şey güzel giderken yaşamak kolaydır. Fakat bazen bizi yıpratacak olaylar olabilir. Yaşama şevkimiz azalabilir. Böyle durumlarda bu yıpratıcı olay bizi ne kadar dibe çektiyse o kadar yukarı çıkma mecburiyetinde oluruz. Bazen yukarı çıkabiliriz bazen ise çıkamayız.

İnsan psikolojik olarak dibe çöktüğünde birçok hastalık onun kapısını çalabilir. Bunlar onu olduğundan daha kötü bir duruma sokmak için gelir. Bu durumda insan bir seçim yapmalıdır. Yaşam ve Ölüm arasında…

Peki ne olursa bir insan yaşamına son vermeye kalkar? 

Araştırmalar gösteriyor ki intihar düşüncesini doğuran etmenler çoğunlukla ekonomik ya da kültürel boyuttadır.

Eskiden intihar daha çok psikolog ve psikiyatristleri ilgilendiren bir olayken özellikle daha sonra ekonomik, kültürel, siyasal kısacası toplumsal bir olay olmuştur.

Ünlü sosyolog Emile Durkheim’e göre “intihar bir protestodur”. Devlete, topluma, yerleşik kültüre, sisteme, aileye karşı bir protesto. Bir yardım çağrısı olarak da yorumlanan intihar, acındırma, duygularını zorlamaya yöneliktir, bunalımlardan kaçıştır (Güçlü, 1992).

hrt

Dünyada intihar oranlarına baktığımızda en çok intiharın olduğu ülke 2016 yılı istatistiklerine göre 100. 000’de 26,7 ile Litvanya’dır. Bu da yılda 1500 kişinin intihar ettiği anlamına geliyor. Bu oranla Litvanya dünya ortalamasının 3 katı niteliğindedir. Ülkede en çok intihar eden insanlar kırsal kesimde yaşayan erkeklerdir. İntihar nedeninin ise daha çok yalnızlık, borç, yardım isteyememe gibi sorunlar olduğu sonucuna varılmıştır.

İntiharda cinsiyet ayrımına baktığımızda Litvanya’da kırsaldaki erkek intiharlarının istisnası olarak Çin ve Güney Hindistan’da yine kırsal kesimde yaşayan kadınlar riskli durumdadır. 100.000’de 30 ve 148 oranlarında intihar görülür. Çin’de bunun nedeninin genç gelinlerin evlendikten hemen sonra çalışmak için şehre giden eşleri tarafından yalnız bırakılmalarıdır. Hindistan’da ise genç kız intiharlarının üçte biri bu kızların kendilerini kurban etmelerinden kaynaklanmaktadır  (Mitchinson & Lloyd, 2018).

İntihar oranları listesinde ikinci sırada 100.000’de 25,8 ile Kore yer almaktadır. Korede en çok gençler ve kırsal kesimde çalışanların intihar edildiği görülüyor. Özellikle Güney Kore’de genç yaştaki öğrencilerin intiharları çok fazladır. Genç intiharlarının sebebi olarak da uzmanlar Koreli ebeveynlerin geleneksel değerleri bir yana bırakıp çocuklarını başarılı olmaya şartlandırmalarından dolayı olduğunu vurguluyorlar. Özellikle çocukluğun erken dönemlerinden itibaren çocuklara çok para kazanmaları ve başarılı olmaları gerektiği aşılanıyor. Ve çocuklar yüksek notlar alamadıklarında ya da saygın okullara gidemediklerinde mutsuz oluyorlar, anne babalar da çocuklarına sahip çıkmıyor bunun sonucunda oluşan depresif hal ile baş edemeyen birçok çocuk intihar ediyor.

İntihar oranları listesinde beşinci sırada 100.000’de 16 ile Japonya vardır. Japonya’daki intihar sorununa yapısal ve sosyal nedenlerden bakan bazı uzmanlar işsizlik ve intihar oranları arasında bir ilişki olduğunu savunmaktadır. Öğrenimini bitirmiş genç Japonlar işsizlik kaygısıyla baş edemeyip intihar etmektedir. Bunun dışındaki nedenlere bakılırsa ilginç bir örnek olarak grup intiharlarıdır. Dr. Ozawa de Silva‘ya göre bu tür bir intihar şeklinin Japon toplumunda hayat gâyesi anlamına gelen kültürel bir kavramla, ikigai kavramıyla ilişkilendirilebilir.  Japonlar hobi, kariyer veya aile gibi bir hayat gâyesine sahip olmaya (faaliyetin kendisi, bir şeyler yapma eyleminden daha az önemlidir) büyük bir değer atfederler ve hayatta bir gâyenin yokluğu ruhi olarak tüketicidir. Dr.Ozawa de Silva’ya göre grup intiharları varoluşsal yabancılaşma hissi ve acısından kaynaklanıyor olabilir; bu his ve acılar, kişinin kendisini başkalarıyla birlikte öldürmesi suretiyle bir şekilde hafifletilmektedir.

İntihar olgusunu genetik ile ilişkilendirenler olsa da intihar daha çok toplumsal ve çevresel etkenlerden meydana gelmektedir.

Maalesef ki intihar oranları giderek artmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), dünyada her 40 saniyede bir intiharın, her 3 saniyede ise bir intihar girişiminin gerçekleştiğini, son 45 yılda intiharların %60 civarında arttığını ve intiharın tüm dünyada ilk on ölüm nedeni arasında yer aldığını bildiriyor.

Acepro

KAYNAKÇA

Güçlü Faruk, İntihar: Umutsuzluğun Tırmanışı, SABEV, 1992.

Mitchinson John,  Lloyd John, Cahillikler Kitabı 1, Alfa Yayıncılık, 2018

https://data.oecd.org/healthstat/suicide-rates.htm

https://www.dunyabulteni.net/japonyanin-intihar-sorunu-makale,18828.html

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s