İnsan ve Doğa

Sanayi devrimi bir boyutun bitişi ve diğer bir boyutun başlangıcı olmuştur.
İnsan Sanayi Devrimi’nden önce doğaya daha bağımlı bir yaşam sürmekteydi. Bu da doğanın insan üzerindeki etkisinin fazla olduğu anlamına geliyor. Çokça duyulan “Coğrafya Kaderdir.” ifadesi Sanayi Devrimi öncesinde insanın doğaya müdahale edememesi sonucu etkin bir ifadeydi. Fakat Sanayi Devrimi’nden sonra Avrupa’da üretim artması, yaşam koşullarının iyileşmesi ve ölüm oranlarının düşmesi sonucunda hızlı nüfus artışı görülmüştür. Büyük sanayi şehirleri ortaya çıkmış dolayısıyla insanın doğayı etkileme sonra da doğa üzerinde hakimiyet kurma süreci başlamıştır. İnsan ölçütlü bu yaklaşım toplumlar açısından ilk pragmatif olsa da toplum ihtiyaçları için doğanın kontrolsüz sömürülmesi bir zamandan sonra ekolojik dengelerin bozulmasına neden olmuştur. Teknolojinin gelişmesi ve nüfus ile ortaya çıkan tüketici toplum anlayışı Modern toplumlarda önüne geçilmeyecek aç gözlülüğe yol açmıştır. Bu açgözlülük insan odaklı yaklaşımla doğanın sömürülmesi şeklinde ortaya çıkmıştır. Sonuçta ekolojik dengenin bozulmasına bağlı olarak küresel anlamda doğal felaketler ile sonuçlanmıştır.

Diğer taraftan doğayı kontrol altına alma ve doğaya egemen olma isteği siyasi rekabet ile desteklenerek doğadan ziyade insanı kontrol etme arzusunu ortaya çıkarmıştır.
Modernlik ilk Aydınlanma Çağı ve dolayısıyla felsefe, akılcılık ve bilim ile ilerlemiş olsa da ekonomik ve siyasi rekabet bazı toplumlarda ortaya çıkan modernliğin kapitalizmin malzemesi haline getirmiştir. Ayrıca Aydınlanma Çağı ile insanın özgürleşmesi felsefesinin aksine modern toplum anlayışı giderek insanlığın kurtuluşu adına evrensel bir baskı oluşturmuştur. Bu baskı çeşitli etkinlikler vasıtasıyla ekolojik denge için bilinçlendirme amaçlasa da istenilen bilinç ya da kapitalist güçlere başkaldırı tam anlamıyla sağlanamamış ve sonuç bulmamıştır. Hala ne yazık ki birçok kanaldan ortaya çıkan doğayı açgözlülük ile sömürme ve yok etme sürmektedir. Modernizm’in bu olumsuz yönünü eleştiren ve karşı çıkan görüşlerin ortaya çıkması bir zaman sonra Postmodernizm denilen olguyu oluşturmuştur. Düşünce bazında tüketimden sanata kadar pek çok alanda postmodern anlayış, modernlikten kopuşu ifade etmektedir. O, aynı zamanda, sanayi toplumunun maddi temele dayalı üretim anlayışının çevrenin ihmal edilmesine yol açtığını da belirtir. Fakat Postmodernizm bu şekilde ortaya çıktığını savunan bir sürü görüş olsa da postmodernizme tam anlamıyla tanım yapılamamıştır. Bunun nedeni evrensel olarak hızlı kanallardan akan bir bilgi gücü varlığından faydalanan kapitalist güçlerin alt edilememesi şeklinde yorumlanabilir. Postmodernlik, her ne kadar düşünsel alanda karşı bir görüş olarak ortaya çıksa da, gerçekte küreselleşme çağında kapitalizmin yeni bir versiyonu görünümündedir.


Öte yandan ekonomik büyümenin istenmeyen bir sonucu olan çevre sorunları, üretim yapıldığı sürece var olması kaçınılmazdır. Çünkü, üretimin her aşamasında kullanılan ham maddeden iş gücüne kadar her bir olgu doğada belli deformasyonlar oluşturmaktadır.
Modern toplumun vasıtasıyla oluşmuş ve kapitalist toplumların her türlü doğayı sömürmesi şeklinde ortaya çıkmış olan ekolojik bozulma özellikle 1950’lerde etkilerini ortaya koymuştur. Bunun sonucunda Ekolojik Toplumlar oluşmuştur. Ekolojik toplumun bazı temel yaklaşımları vardır: Doğayı bütün olarak algılar, büyüme temelli ekonomiye karşıdır,teknolojinin tehlikelerine dikkat çeker, barışçıdır, tüketim kültürüne karşıdır, demokrasiyi benimser gibi yaklaşımlar ile kendi mesaj ve düzenini sağlamayı amaçlamıştır.


Doğanın yasalarına uymayan ve onu kötü şekilde etkileyen insan, sık sık doğanın geri dönütü olan felaketler ile karşılaşmaktadır. Bu felaketler kendisini bazen yangınlar, seller şeklinde doğrudan ya da virüs gibi çeşitli hastalıklarla dolaylı biçimde göstermektedir. Burada aslında yapılması gereken belirli sosyalist çağrılar ve etkinlikler dışında devletlerin ekolojik anlamdaki etki ve süreci araştırıp kendi ülkelerine tüketim değil geleceğe yönelik sürdürülebilir karar yapılarını benimseyen bir denetim mekanizması oluşturması olacaktır. Fakat bu durum şuan ki var olan ekonomi odaklı sömürücü güçlerin umursayacağı bir durum mudur? Orası tartışılır.

Acepro

Kaynaklar

Selim Kılıç, “Modern Topluma Ekolojik Bir Yaklaşım”, Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi (12) 2006 / 2 : 108-127

İllustrasyonlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s